Umut Eker kimdir?

Umut Eker kimdir?

Bu Tarz Benim Umut Eker kimdir?

Bu Tarz Benim yarışmasında jüri koltuğunda oturacak olan Umut Eker 1983 İstanbul doğumlu. Model, stil danışmanı ve tasarımcı olarak tanınan ayrıca vücuduna yaptırmış olduğu dövmeleri ile tanınan Umut Eker’i Ayşe Arman’a vermiş olduğu röportajı ile daha yakından tanıyalım…

 

Modaya nereden, nasıl bulaştınız? Daha doğrusu tasarıma…

– Modaya hep bir yakınlık duydum, küçüklüğümden beri. Ama tabii ki mesleği keşfedebilmem, içine girebilmem biraz zaman aldı. İşin mutfağından başladım, tekstil atölyelerinden…

 

Eğitim?

– Bankacılık ve sigortacılık eğitimi. Babam öyle istedi. Aslına bakarsanız, az daha bankacı oluyordum. Allah’tan son anda yırttım…

Kimlere styling yaptınız şimdiye kadar?

– Tarkan, Ziynet Sali, Beyazıt Öztürk, Gülçin Ergül…

 

Niye sizinle çalışıyorlar?

– Samimiyim. İddialı bir şekilde samimiyim. Duruşum da çok ‘kendinden emin’! Yaptığım işte öne çıkabilmek için ona buna omuz atmaya çalışmamam da avantajım. Haaa ama en önemlisi de yaptığım işe ben kendim inanmıyorsam, kabul etmem! Şimdiye kadar yaptığım hiçbir işi dostlar alışverişte görsün diye yapmadım.

 

Umut Eker kimdirTarkan’ın son klibinde styling yaptınız…

– Tarkan’ın styling’ini yaklaşık bir yıldır Ceyda Balaban yapıyor. Biz şu son “Acımayacak” klibinde bir ekip olduk. Tarkan’ı yine Ceyda giydirdi, ben ve Simay da klibin kastındaki tüm ekibi giydirdik. Ayrıca Tarkan’ın aksesuvarlarının yapımını üstlendik. Taktığı o korsan gözü, mikrofon detayları ve arkadaki ekibin her şeyi…

İLK DÖVMEMİ 17 YAŞINDA YAPTIRDIM

 

Her yeriniz dövme dolu! Ne zaman başladı bu dövme hastalığı?

– Biraz eski bir hikaye. İlk dövmemi 17 yaşında yaptırdım. Sonra sevdim, gerisi geldi. Hâlâ da bitmiş değil. Dövme benim için nedir? Hayattaki var oluşumun simgesi. Onlar, benim yaşam haritam. Hepsinin bir anlamı var.

 

Peki, hadi bize bedeninizdeki o dövmelerin anlamını söyleyin…

– Toplam 13 kelebek dövmem var, her gece ölüp, her sabah yeniden doğduğumu hatırlatıyor. Sol göğsümde Fight Club sabunu var, sisteme karşı geldiğimi anlatıyor. Sol kolumda komple gökkuşağı ve çiçekler var, kişiliğimin renklerini yansıtıyorlar. Sağ kolumdaki pinup kadın, bir kadında aradığım tutkuyu simgeliyor. Göbeğimde İstanbul City yazıyor, çünkü bu şehrin bağımlısıyım. Kolumda Beyoğlu pulu var. Sol bacağımın alt bölümünde elinde bebekle mekanik bir robot kadın var, duygusuz, mekanik sevişmeleri yansıtıyor. Belimdeki iki tabanca, bana güçlü olduğumu söylüyor. Boynumdaki İspanyol Çingenesi kadın, benim için güzel şans anlamına geliyor ama bu dövme boynumda durduğu için ve herkesin cesaret edebileceği bir şey olmadığı için onunla meydan okumuş da oluyorum.

 

Siz bu alemin en hızlı erkeğiyken, birden ‘aşk adamı’ oldunuz. Ne oldu, kafanıza saksı mı düştü?

– Çok da sıra dışı bir durum değil, her erkeğin böyle bir dönemi olmuştur. Evet, benimki biraz fazlaydı belki de. Ama bir erkeğin ‘aşk adamı’ olabilmesi için kadınları iyi tanıması gerektiğine inanıyorum. Bir adam ne kadar çok kadın tanırsa, doğru aşkı ve doğru kadını bulabilmesi o kadar kolaylaşır diye düşünüyorum. Bak bu sayede ‘doğru kadın’ı buldum.

AŞKLA SEVİŞMEK, SEKSİN EN SAF HALİ

 

Aşk sizin için ne ifade ediyor?

– Tutku ve fedakârlık. Ve tabii kafanı yaslayabileceğin bir omuz.

 

Dövmeyle ifade ettiğinize göre mekanik sevişmelere karşısınız… Bunca yıl neden yaptınız, o zaman?

– İşte bir şekilde karşı koyamıyorsun, yapıyorsun. Herkes gibi ben de yaptım. O mekanik duygusuzluğu iliklerimde hissedinceye kadar…

 

Aşkla sevişmek… Mekanik sevişmek! Sizce aralarında nasıl bir fark var?

– Aşkla sevişmek bana göre seksin en saf, en arınmış hali. Hiç bitmez inşallah diye dua ettiğiniz bir melodi. Öbürünün tam zıttı.

 

Artık farklı tenleri hiç aramıyor musunuz?

– Hayır, hiç! Yıllar önce o doyuma ulaştım ben.

Tamamen tövbekâr mısınız yani!

– Doğru kadınla birlikteysen tabii ki tövbekâr olursun. Ben de oldum!

Nasıl olsa, artık geçmiş gitmiş, tövbekâr olmuşsunuz, kaç kadınla yatmışsınızdır şimdiye kadar? Tamam ayıptır söylenmez ama kabaca bir fikrimiz olsun diye…

– Es geçeyim bu soruyu, çünkü söylersem, erkekler kendini kötü hissedebilir!

 

Sevgiliniz, ‘doğru kadın’ınız, hayatınızın kadını ne ifade ediyor sizin için?

– Her şeyi ifade ediyor. Onunla ilk tanıştığım andan bugüne kadar, her sabah uyandığımda hatırladığım ilk şey, onu ne kadar çok sevdiğim. Ve bu duygu beni ölesiye mutlu ediyor. Ayrıca benim en yakın arkadaşım. En güçlü halimden en zayıf halime kadar her şeyimi bilir.

 

Gerçekten de portresini kalbinizin üzerine dövme yaptırtmak istiyor musunuz?

– Evet. Sol tarafımı onun için boş bırakıyorum.

DÖVMELİ VE ÇEKİCİ BİR DEDE OLACAĞIM

 

Aşk ihanettir. Aşk ıstıraptır. Aşk günahtır. Aşk bencilliktir. Aşk umuttur. Aşk acıdır. Aşk ölümdür. Aşk nedir… Teninizde böyle yazıyor. Bunların hepsine katılıyor musunuz?

– Bunların her biri aşkın birebir gerçekleri. Aslı şudur: Aşk; ne olduğu, nasıl yaşanması gerektiği bilinmeyen bir duygu. Yaşarsınız ve görürsünüz. Ve herkes için farklı, herkes için özel ve herkes için biriciktir.

 

Peki, o dövmelerden sıkılırsanız ne olacak?

– Sıkılmak mı? Böyle bir şey mümkün değil. Ben onlarla bir bütünüm.

 

Ara sıra bile olsa, çıplak, yazısız-çizisiz teninizi özlediğiniz olmuyor mu?

– Hiç hatırlamıyorum ki çıplak tenim nasıldı. Hatırlamak da istemiyorum. İşin tuhafı annem de, “Seni böyle doğurdum gibi hissediyorum” diyor, o da çok seviyor.

 

Peki, yaşlanınca, bedeniniz sarkınca o dövmelerle neye benzeyeceksiniz? Hayal edebiliyor musunuz?

– Tabii. Yaşlanmış ve dövmeli üstelik hâlâ çekici bir dede olacağım. Torunlarım beni ne kadar çok sevecekler düşünsene…

MEHMET’LE AYNI DİLİ KONUŞUYORUZ

 

Mehmet Turgut’la nasıl tanıştınız?

– Bir çekimde. İkimiz de kendimiz gibi insanlarız. Doğal, sahici. Ne zaman bir sorunla karşılaşsam Mehmet’i ararım. O kadar iyi dostuz. Bu kadar iyi anlaşıyor olmamızın sebeplerinden biri de birbirimize benziyor olmamız.

 

Hangi özelliklerinizle birbirinize benziyorsunuz?

– İkimiz için de en önemli iki şey yaratıcılık ve samimiyet. Uçlarda dolaşmaktan hoşlanan iki insanın aynı dili konuşması kolay kolay bulunacak bir nimet değil, değerini bilmek lazım!

Sponsor Bağlantılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir