TÜRKAN SAYLAN’IN KARDEŞİ GÜNDÜZ SAYLAN’LA RÖPORTAJ

Son nefesine kadar inandığı dava için mücadele veren Herkesin yaralarını saran Prof. Dr. Türkân Saylan’ın kardeşi Gündüz Saylan ile İpek Özbeyin yaptığı çok özel röportajı..

Türkan Saylan’ın kendisi gibi misyonerlikle suçlanan, evine gizli kilise yaptığı iddia edilen kardeşi Gündüz Saylan’la buluştuk. Diziyle beraber yeniden doğduğunu ve şimdi çocukluğunu yaşadığını anlatan Saylan ile ablasını ve ‘misyonerlik faaliyetleri’ni konuştuk.
Bodrum’dayız. Otogardan bizi almaya gelen kişi de 10 yıl önce buraya yerleşen Türkan Saylan’ın hayattaki tek kardeşi Gündüz Saylan. Hayat dolu, esprili… Yol boyu yüzünden eksik etmediği mutluluğu, sadece ablasından bahsedilince yerini hüzne bırakıyor. Hatta gözleri yaşarıyor onun adını söylediğinde. Bizi Kızılağaç Köyü’ndeki evine götürüyor Gündüz Bey. Türkan Saylan bu eve sadece bir kez gelebilmiş. Kardeşi onun için, “Kendine vakit ayırmazdı” diyor. Oysa Gündüz Bey, ablası için bahçeye özel bir bölüm inşa etmiş. Türkan Hanım’ın en büyük düşü burada kitap yazmakmış; olmamış. ‘Türkan’ dizisinden konu açıyoruz. Gündüz Saylan, 10 yıl sonra ilk sigarasını diziyi seyrederken yakmış. Çocukluğunu ve ailesini bu dizi sayesinde yeniden yaşadığını söylüyor…

Siz de ablanız gibi Hıristiyanlığı yaymaya çalışan bir misyoner, darbeci misiniz? Aynı zamanda PKK’ya yardım ve yataklık ediyor musunuz?

Aaa tabii tabii, haberiniz yok mu sizin? Kilise yapıyordum ben bahçeye. Amacım da misyonerlikti, Hıristiyanlığı yaymaya çalışacaktım. (Gülüyor)

– Nedir kilise meselesi?

Zeytin sıktığım yeri göstereceğim size. Oraya bir depo yapacaktım. Çünkü ev bahçeli olunca, bir de üstüne ekip biçince alet edevatınız çok oluyor. Eşimle kavga ediyoruz, “hepsini ortada bırakıyorsun” diyor. Ben o depoyu yapmaya başlayınca Cihan Haber Ajansı’ndan bir muhabir oraya kilise yaptığım iddiasını ortaya koydu. Köylülere sormuş. Köylüler beni çok seviyor, “Olur mu öyle şey” demişler. Muhtara da gitmişler. En son Belediye’nin kapısını çalmışlar. Ama biliyorsunuz biz ablamla belediyeye de rüşvet veriyormuşuz! Belediyedekiler o yüzden susuyorlarmış! Ama oradan ayrılanlar ağızlarından kaçırmışlar! Sonuçta halktan bir destek bulmadı iddiaları. İmza sahte, yazı sahte. Fikri Baykal diye Ziraat Bakası eski müfettişi olan birinin imzası. Öyle biri yok.

– Çok başınız ağrıdı mı bu işlerden?

Ablam vefat ettiğinde onun anısına marketten hazır Ramazan paketleri aldım. Gittim muhtara, “Muhtar, bizim bu köyde yetim, fakir kimler varsa bana listesini yap. Onlara ablamın anısına erzak dağıtacağım” dedim. Muhtar bana liste verdi, çoğunu da ben dağıtmadım, arkadaşlar dağıttı. Vay efendim ben köylüye rüşvet veriyormuşum! Ama halk bunu kabul etmiyormuş, çünkü benim kilise yapıp, Hıristiyanlığı yaydığımı biliyorlarmış.

– Annenize dil uzatıldığında neler yaşadınız?

Hâlâ internette görüyorum. Ama ben de ablam gibi yapıyorum. İlahi adalete bırakıyorum. Ben bunu yapanlara dindar, Müslüman diyemem. Nedense ablama kin duyuyorlar. Annem, ablam doğmadan Müslüman olmuş rahmetli.

– Üstelik sizin evde Müslüman kimliği öğretilen bir kimlik değil mi?

Tabii ki. Göksu’da oturan Hafız Ahmet Bey bizim evimize din dersine gelirdi. Babam üstünde çok titizlikle dururdu. Bizi kucaklarına alıp Sakal-ı Şerif’i öptürürlerdi. Bayramları dört gözle beklerdik.

– Ablanız yaşasaydı ne için mücadele ederdi?

En çok üzüldüğü şey, 100 bin çocuğa ulaşamamaktı. Şimdi yine ona üzülürdü. Ablamın başka derdi yoktu.

DİLENCİ GİBİ DOLAŞIYORUZ

– Peki, siz onun amacına uygun hareket ediyor musunuz? ÇYDD için çalışıyor musunuz?

Bodrum’a yerleştikten sonra ilgilenmeye başladım. Ablamın çabalarının boş olmadığını anladım.

– Kaç çocuğa eğitim imkanı tanıdınız?

Valla dilenci gibi dolaşıyoruz. Ama çok iyi bir şeye hizmet ediyoruz, kimsenin kapısına gitmekten gocunmuyoruz. Kermesler düzenliyoruz. Ben burs verdim, zorla 6 arkadaşıma daha burs verdirdim. Bir de fen bilgisi dersleri veriyorum yazları dernekte. Ders araçlarını da kendi ellerimle yapıyorum, makine mühendisiyim çünkü. Bunun için de bir kulp bulanlar oldu tabii.

– Nasıl bir kulp?

Bunları ders gösteriyor diye anlatıp, Hıristiyanlığı yayıyormuşum. Alıştık bunlara artık.

TÜRBANLI HASTALARI VARDI

– Peki, Türkan Hanım hep şöyle eleştirildi. Türbanlı öğrencilere, İmam Hatiplilere burs vermedi diye. Siz nasıl bakıyorsunuz bu meseleye?

Diyelim, siz türbanlı bir öğrencisiniz. Türbanla üniversiteye girme imkanı var mıydı? O zaman ben size neden burs vereyim? Üniversiteye giremeyeceksiniz. Ablamın mantığı da buydu. Türbanlıya burs vermiyordu da, peki kaç tane türbanlı hastası vardı biliyor musunuz?

– Yani Türkan Saylan bugün yaşasaydı, üniversitelere de türbanla girilebilseydi, türbanlı öğrenciye burs verir miydi?

Hiç düşünmeden verirdi. Ablam Turhan vefat ettikten sonra, Türkan ablam bir kitaplık yaptırmış. Üzerinde de ‘Turhan Saylan’ hediyesidir yazıyor. Bana, “Sen bundan on tane alacaksın” dedi. Aldım. Götürüyorum köylere, okullara hediye ediyorum. Çamlık Köyü’ne gittim, okul kapanmış. Ben de kitaplığı camiye koydum. Harika bir imamı vardı caminin. Kitaplar istedi bizden. Ablama anlattım bunu. “Çok iyi yapmışsın, biz bunu düşünmemiştik” dedi. Ablamı dinsiz gibi anlattılar. Ama inanın din bilgisi, inancı herkesten daha iyiydi. Kimseye de ayrım göstermezdi. Bir tek bana gösterirdi.

– Nasıl yani?

Okul gereçleri imalatı yapıyordum. ÇYDD birçok okul açıyor. Benden malzeme almazdı, kayırıyor zannedilmesin diye.

– Ailenize bilerek kötülük yapıldığını düşünüyor musunuz?

Türkan ablam Ergenekon’a düşecek insan değildi, ben orada çok acı çektim. Ablam vefat ettikten sonra avukatını aradım. “Bu iftirayı temizleyelim” dedim. “Öldüğü için zaten aklanmış oldu” dediler. Ben bunu kabul edemiyorum. Allah inşallah bana ömür versin ablamın gerçekten aklandığını göreyim. Bu büyük haksızlıktı.

– Köpeği ne oldu Türkan Hanım’ın?

Maalesef ablamdan sonra o da öldü, dayanamadı.

– Bahçenizde zeytin ağacınız var, zeytin topladığınızı biliyorum. Sizin babanız zenginmiş, sonra işleri ters gitmiş. Ama yine de bir bahçeniz varmış ve oradan gelen ürünü yoksullara yollarmışsınız…

Hep bana taşıtırlardı o ürünleri. Para toplardım onlar için aynı zamanda. Annem “Bir kilo şeker al” derdi, 900 gram alıp, 100 gramının parasını biriktirirdim. Biz böyle yetiştik. Ablam okuyacaktı ya, çocuk aklımla çatıdaki çinkoları söküp leblebiciye sattım. Ona para vereyim diye. Baktılar kışın dam akıyor, çinko yok çünkü.

DİZİ AİLEMİ HAYATTA KILIYOR

– ‘Türkan’ dizisini nasıl buldunuz?

Türkan’ı oynayan Pınar, müthiş yetenekli. Ona ilk izlediğimde mail attım. “Siz gerçekten böyle biri misiniz, ablama benziyor musunuz yoksa iyi mi rol yapıyorsunuz” diye. Hemen aradı beni. Ablama hayran olduğunu anlattı. Harika bir seçim o bence.

– Perşembeyi iple çekiyor olmalısınız?

Tabii ki, tekrar bu yaştan sonra ailemi yaşıyorum. O kadar heyecan duyuyorum ki…

Aynı hayatı yine yaşamak isterdim. Çok güzel bir aileydi. Anneciğim, ablam, kardeşlerim. Şimdi tek kaldım, yalnız kaldım. Gerçi eşim var, benim hep yanımda destekçim ama ailemden kimse kalmadı. Dizi onları hayatta kılıyor.

– İlk nerede ağladınız?

Ablamın çaresizliğine ağladım. Ben ablamı çok iyi tanıyordum. Her kadın gibi ablam da bir kadındı. Onun aşkları, arzuları olmaması imkansızdı. Ama çok hassas ruhu vardı. Karakteri nasıl bir karakterse hep mücadele etti.

– Peki, şimdi izlerken şunu söyleyebiliyor musunuz? Ablam hayatta her şeyle mücadele etti, ama hiç mutlu olmadı…

Onun için yaşadıkları çaresizlik değildi. İlahi bir güç gibiydi onun gücü. Ölürken bile bir çocuğa yardımcı olmanın hesabını yapıyordu. Hem televizyona bakıp, hem proje üretiyordu hasta yatağında. İnşallah bu diziyle ablamın o yönünü bütün Türkiye görecek. Hipokrat yemini eden doktor diyorsak o ablamdır. Türkan Saylan’ın neden dizisini çekiyorsunuz diye tepkiler de geliyor tabii ama normal.

– Dizi için sizi aradılar mı?

Beni İstanbul’da misafir etmek istediler. Ben de onlara bazı anılarımı yazıp yolluyorum.

– Bu diziden sonra ne değişir?

Ablamı başkalarının cümleleriyle tanıyanlar, onun gerçek yüzünü görecekler. Cenazesinden de anlaşıldığı gibi ablam çok seviliyordu. O başkalarının mutluluğu için yaşadı. Benim isteğim, ablamın adının Lepra Hastanesi’ne verilmesi. Bence bu çoktan düşünülmeliydi. Ama yapılmadı. Buna çok üzüldüm. Ve bekliyorum, inşallah o hastaneye ablamın adı verilir. Belki bu diziden sonra yaparlar.

Sponsor Bağlantılar

TÜRKAN SAYLAN’IN KARDEŞİ GÜNDÜZ SAYLAN’LA RÖPORTAJ” için 16 yorum

  • 12 Kasım 2010 tarihinde, saat 09:12
    Permalink

    Harika muhteşem bir kadındı. Diziyi de ayrı bir zevkle hiçbir bölümünü kaçırmadan seyrediyoruz. Her akşam 10da yatarkne,s adece perşembe geceleri yarıma kadar kalıyoruz. Keşke daha önce yayınlansa idi ama hiç yoktan iyidir. Hem oyuncular, hem de kurgu diziyi çok zevkli hale getirmiş.

    Yanıtla
  • 13 Kasım 2010 tarihinde, saat 17:29
    Permalink

    bende dizıyı begnrk tkp edyrm. Pna ögun grckten de buyuk ytnk. Trkn sylan pkklı msyer dnmeyı hk etmeyn bı kdn. Bnlrce cuzzmlıyı ıyı ypt. Kndme ornk aldgm brısi .

    Yanıtla
  • 27 Kasım 2010 tarihinde, saat 09:59
    Permalink

    “Türkan” kitabı Aralık 2009’dan beri evimizde. Annem Perihan Kalındemir’e (65)yılbaşı hediyesi olarak almıştık kardeşimle (Demet Kalındemir)Kitap annemin başucu kitabı olarak hep yakınlarında olmaya devam ederken dizi başladı yayına.

    Öncelikle, yapımcısının adı Ata Türkoğlu olan bir dizi filmde Türkan Saylan’ın hayat hikayesini izleyerek öğrenmek
    muhteşem bir duygu.

    En son bu hafta diziyi izlerken, “Saylan ailesinin diğer fertleri büyüdüklerinde ne oldukar?” diye merak ettik. Ve internette “Gündüz Saylan” diye aradığımızda bu röportaja ulaştık.

    Şimdi bu ropörtajı ailece sesli okurken çok duygulandık. Ailede bir tek Gündüz Beyin hayatta olmasına çok üzüldük. Hepsine Allah rahmet eylesin.

    Türkan Saylan Hanımefendinin başarılı bir Atatürk kadını ve başarılı bir hekim olmasının yanında, kendini ve hayatını okumayan kızlarımıza birer hayat armağan etmeye adaması bizim için çok büyük bir gurur kaynağıdır. Annem “Hayatta olsaydı bugün kendisini görmeye ve tebrik etmeye giderdim. Keşke onu daha önce bu kadar iyi tanımış, hayatının detaylarını çok daha önce öğrenmiş olsaydım…” diyor.

    Eminim diziyi izleyen herkes aynı düşünceleri paylaşıyor. Bir “Yüreklilik” hikayesidir izlediklerimiz… Türkan Saylan’ı kimlerin sevmediği değil, kimlerin sevdiğidir bizim için önemli olan. Her “Türkiye” insanını Türkan Saylan’ın özverili yaşamını, değerlerini, vericiliğini ve insanlığını kendine örnek almaya davet ediyorum. Gündüz Beye uzun bir ömür diliyorum.

    Saygılarımla,
    Dilek Kalındemir

    Yanıtla
  • 30 Kasım 2010 tarihinde, saat 13:47
    Permalink

    Merhabalar,
    İnsanlığın yarısı Türkan hocam gibi olsa dünya çok daha güzel olurdu.
    Ruhu şah olsun, nur içinde yatsın.

    Yanıtla
  • 14 Şubat 2011 tarihinde, saat 20:04
    Permalink

    Allah rahmet eylesin.Ben emeklerinin ziyan olmadığını düşünüyorum.İnsanlığa yararı dokunan kişileri güzel anmak bizlere yakışandır

    Yanıtla
  • 11 Mart 2011 tarihinde, saat 00:08
    Permalink

    Türkan SAYLAN ın yaptıklarını ve diziyi ilği ile takdir ederek izliyorum. Geç saatlerde yayınlanmasından dolayı çok üzülüyorum. Ailece izlenebilecek erken bir saatte olmasının birçok bireye faydası dokunacağı kanısındayım. Dizi ekibine başarılarının devamını dilerim, saygılarla.

    Yanıtla
  • 11 Mart 2011 tarihinde, saat 18:12
    Permalink

    türkan hanım saygı duyulması gereken bir insan.keşke ülkemizdeki tüm okumuş insanlar onun gibi olsa.eminim ülkemiz daha iyi yerlerde olur du onu çok seviyorum.diziyi hiç kaçırmadan izliyorum.dizi oyuncularınıda tebrik ediyorum çok güzel oynuyorlar.ailenin diyer bireylerininde hayatlarını nasıl yaşadıklarını merak ediyorum.hepsine de allah rahmet etsin.gündüz beyede sağlıklı uzun ömürler diliyorum.

    Yanıtla
  • 11 Mart 2011 tarihinde, saat 22:54
    Permalink

    keşke türkan saylanla saatlerce konuşma fırsatım olabilseydi..

    Yanıtla
  • 01 Nisan 2011 tarihinde, saat 12:54
    Permalink

    merhaba ben 22 yaşındayım. heşke bende Türkan SAYLAN’ın okuyup büyüttüğü el verdiği hgençlerden biri olabilseydim onunla tanışabilmek onu anlayabilmek onun gibi düşünebilmek gerçekten bu hayatta kazanabileceğim tek artı olurdu..bu gün yaşıyor olsaydı nerde olursa olsun hayatım pahasına onunla tanışmak için her şeyi feda edebilirdim.bu gün bu yaşta bana ve akranlarıma böyle güzel bir azizeyi izlettip öğrettiniz için teşekkür ederim..

    Yanıtla
  • 14 Nisan 2011 tarihinde, saat 22:23
    Permalink

    Merhabalar.Türkan Dizisinin hiçbir bölümünü kaçırmadan izledim ve bu gece final olduğu için de çok çok üzüldüm saçma sapan dizileri yıllarca sürdürüyorlar ama topluma bu kadar büyük yaraları olmuş muhteşem bir zatın dizisi bu kadar kısa bitirilmemeliydi. Ve bu dizi keşke Türkan Hanım hayattayken yayınlansaydı. Ben de Okulöncesi eğitim öğretmeniyim bu diziyi izleyince hemen çağdaş yaşamı destekleme derneğine üye oldum. Ve ben de dizinin finalini izleyince acaba Saylanlardan yaşayan biri var mı diye merak ettim ve burayı buldum.Gündüz Beyle de tanışmayı çok isterdim Türkan Hanım hakkında konuşmak için.

    Yanıtla
  • 14 Nisan 2011 tarihinde, saat 23:50
    Permalink

    türkan saylanın ruhu şad olsun nurlar içünde yatsın ona iftira edenler inşallah bir gin bunu hesabını verirler.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2011 tarihinde, saat 15:16
    Permalink

    siz övülmeye değer ATATÜRK gibi bir insansiniz keşke hayatınızda yaşlılık ve ölüm olmasaydı çok yenilikler yapıcanıza inana bir kişiyi,hayat mücadeleniz bizi kadın,anne,eş olarak çok gururlandırdı siz çağdaş hayatın mükemmelisiniz.Türkiye 2 ATATÜRKÜNÜ KAYBETİ BAŞIMIZ SAĞ OLSUN UNUTULMİYCAKSİNİZ.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2011 tarihinde, saat 17:47
    Permalink

    türkan hocamızın ruhu şad olsun kimse iyinin değerini bilmez onu kaybedince anlarız değerini sadece

    Yanıtla
  • 20 Nisan 2011 tarihinde, saat 09:56
    Permalink

    turkan hocamin ruhu sad olsun.mekani cennet olsun…o gercektende ornek alinacak bir insandir.insanlara hic bir sey gozetmeksizin sirf insan oldugu icin deger veren ve yardimini hic bir zaman esirgemeyen yuregi sevgi dolu bir hanimefendiydi..o bir anneydi,o bir ablaydi,o bir dosttu,obir doktordu herseyden onemlisi o bir kadindi.onunda bir yuregi vardi o oyle bir yurektiki icerisinde inanilmaz bir sevgi vardi…dunya ustune turkan hoca gibileri cok az gelir ama maalesef kiymeti de o bu dunyadan gocup gittikten sonra anlasilir..ne kadar aci degilmi.onun gibi bir hayaati kaybetmek.sanki butun hayatim boyunca onu tanimisim gibi seviyorum cok degisik bir sevgi benimkisi o benim hayatta ornek alacagim insandir……..

    Yanıtla
  • 25 Mayıs 2011 tarihinde, saat 21:37
    Permalink

    Küçücüktüm O’nu ilk TRT ekranında gördüğümde.Ne değişik ve ne güzel konuşan bir kadın diye düşünmüştüm çocuk aklımla.Kısacık saçları vardı,fazla makyaj yoktu yüzünde,daha altı yaşındaydım ama bunlara vakit harcamayan biri diye düşünmüştüm.Önemli şeyler anlatıyordu.Okumak önemli diyordu,kız çocukları okumalı.Annem ve babam ben ondört yaşındayken ayrıldığında anladım kız çocukları neden okumalıydı,çünkü kardeşim ve bana annem bakmak zorunda kaldı.Gocunmadı,yılmadı çalıştı daha doğrusu iş bulabildi,çünkü O eğitimliydi.Sayın Türkan Saylan Atatürk Türkiyesi için,savaşların bitmesi için,kardeşin kardeşi kırmaması için ve ayaklarının üzerinde durabilen kadınlar yetiştirmeye çalıştığınız için teşekkürler.Umarım mekanınız cennettir ve ben cennetin hıristiyan yada müslüman cenneti diye ayrıldığını sanmıyorum.İnsan olamadıktan sonra dinin ne önemi var ki ve yine biliyorum meleklerin yanından bizi izliyor olmalısınız.

    Yanıtla
  • 19 Ağustos 2011 tarihinde, saat 20:50
    Permalink

    sevgili türkan hocam seni çok seviyorum teşke seni ölmeden önce görüp o nur ellerinden öpebilseydim . senin yolunda ilerlemeye çalışmaktayım.seni her izlememde kalbim yerinden cıkacak gibi oluyor.burdan pınar öğüne teşekkür ediyorum seni o kadar güzel canlandırıyorki okuma azmime azim katan tek kişisin hocam .seni çok seviyorum hocam nur içinde yatın hocam

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir